
Karate; kişisel hesaplaşmaların, polemiklerin değil; saygının, disiplinin ve ortak başarının sporudur.
Son günlerde sosyal medya üzerinden Türk karatesi hakkında yapılan bazı paylaşımları dikkatle takip ediyorum. Ne yazık ki ortaya konulan tablo, eleştiriden çok karamsarlık üretmeye, çözümden çok algı oluşturmaya hizmet ediyor.
“Karate’de kriz var…”
“Karate’de güven bitti…”
“Karate nereye gidiyor…”
Bu başlıkları art arda gördüğümüzde insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Gerçekten Türk karatesinin derdi mi konuşuluyor, yoksa bir algı mı oluşturulmaya çalışılıyor?
Hiç kimse eleştiriden rahatsız olmaz. Yapıcı eleştiri, gelişmenin en önemli anahtarıdır. Ancak eleştiri adı altında camianın itibarını zedelemek, insanları birbirine düşürmek ve yılların emeğini görmezden gelmek, ne spor ahlakına ne de karate ruhuna yakışır.
Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Ercüment Taşdemir’in yaptığı açıklamayı bu nedenle son derece anlamlı buluyorum. Çünkü Sayın Taşdemir, polemik yerine birlikten, ayrışma yerine ortak akıldan, kişisel hesaplar yerine Türk karatesinin geleceğinden söz ediyor. Bugün ihtiyaç duyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.
Koltuğunda oturup sosyal medya üzerinden sürekli eleştiri üretmek kolaydır. Zor olan ise sorumluluk almak, organizasyon yapmak, sporcu yetiştirmek, kulüplerin sorunlarıyla ilgilenmek ve Türk karatesini uluslararası arenada daha güçlü bir noktaya taşımaktır.
Federasyonun attığı her adımı beğenmek zorunda değiliz. Ancak yapılan her çalışmayı yok saymak, hiçbir emeği görmemek ve sürekli olumsuzluk üzerinden gündem oluşturmaya çalışmak iyi niyetle açıklanamaz.
Bugün faaliyetler devam ediyor.
Şampiyonalar düzenleniyor.
Milli sporcularımız ay-yıldızlı bayrağımızı başarıyla temsil ediyor.
Kulüplerimiz çalışıyor, antrenörlerimiz emek veriyor, hakemlerimiz fedakârca görev yapıyor.
Bütün bu gerçekler ortadayken, yalnızca karamsarlık pompalayan söylemlerin Türk karatesine hiçbir katkısı yoktur.
Unutulmamalıdır ki Türkiye Karate Federasyonu, sosyal medya yorumlarıyla yönetilecek bir kurum değildir. Federasyonlar; bilgiyle, tecrübeyle, istişareyle ve sorumluluk anlayışıyla yönetilir.
Sayın Ercüment Taşdemir’in ortaya koyduğu sağduyulu duruş, bugün camianın en çok ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberlik anlayışını temsil etmektedir. Her açıklamasında kişisel tartışmaları değil, Türk karatesinin ortak geleceğini ön plana koyması, yöneticilik adına önemli bir duruştur.
Artık enerjimizi birbirimizi yıpratmaya değil, dünya ve Avrupa şampiyonları yetiştirmeye harcamalıyız.
Karate, dedikodunun değil disiplinin…
Algının değil gerçeğin…
Kişisel hesapların değil, ortak başarının sporudur.
Benim tercihim nettir.
Türk karatesinin büyümesini isteyenlerle aynı safta dururum.
Birlikten yana dururum.
Emekten yana dururum.
Ve inanıyorum ki Ercüment Taşdemir liderliğindeki Türkiye Karate Federasyonu, sağduyulu yönetim anlayışıyla Türk karatesini daha güçlü yarınlara taşımaya devam edecektir.
Çünkü kazanan kişiler değil, güçlü olduğu sürece daima Türk karatesi olacaktır.
Son günlerde sosyal medya üzerinden Türk karatesi hakkında yapılan bazı paylaşımları dikkatle takip ediyorum. Ne yazık ki ortaya konulan tablo, eleştiriden çok karamsarlık üretmeye, çözümden çok algı oluşturmaya hizmet ediyor.
“Karate’de kriz var…”
“Karate’de güven bitti…”
“Karate nereye gidiyor…”
Bu başlıkları art arda gördüğümüzde insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Gerçekten Türk karatesinin derdi mi konuşuluyor, yoksa bir algı mı oluşturulmaya çalışılıyor?
Hiç kimse eleştiriden rahatsız olmaz. Yapıcı eleştiri, gelişmenin en önemli anahtarıdır. Ancak eleştiri adı altında camianın itibarını zedelemek, insanları birbirine düşürmek ve yılların emeğini görmezden gelmek, ne spor ahlakına ne de karate ruhuna yakışır.
Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Ercüment Taşdemir’in yaptığı açıklamayı bu nedenle son derece anlamlı buluyorum. Çünkü Sayın Taşdemir, polemik yerine birlikten, ayrışma yerine ortak akıldan, kişisel hesaplar yerine Türk karatesinin geleceğinden söz ediyor. Bugün ihtiyaç duyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.
Koltuğunda oturup sosyal medya üzerinden sürekli eleştiri üretmek kolaydır. Zor olan ise sorumluluk almak, organizasyon yapmak, sporcu yetiştirmek, kulüplerin sorunlarıyla ilgilenmek ve Türk karatesini uluslararası arenada daha güçlü bir noktaya taşımaktır.
Federasyonun attığı her adımı beğenmek zorunda değiliz. Ancak yapılan her çalışmayı yok saymak, hiçbir emeği görmemek ve sürekli olumsuzluk üzerinden gündem oluşturmaya çalışmak iyi niyetle açıklanamaz.
Bugün faaliyetler devam ediyor.
Şampiyonalar düzenleniyor.
Milli sporcularımız ay-yıldızlı bayrağımızı başarıyla temsil ediyor.
Kulüplerimiz çalışıyor, antrenörlerimiz emek veriyor, hakemlerimiz fedakârca görev yapıyor.
Bütün bu gerçekler ortadayken, yalnızca karamsarlık pompalayan söylemlerin Türk karatesine hiçbir katkısı yoktur.
Unutulmamalıdır ki Türkiye Karate Federasyonu, sosyal medya yorumlarıyla yönetilecek bir kurum değildir. Federasyonlar; bilgiyle, tecrübeyle, istişareyle ve sorumluluk anlayışıyla yönetilir.
Sayın Ercüment Taşdemir’in ortaya koyduğu sağduyulu duruş, bugün camianın en çok ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberlik anlayışını temsil etmektedir. Her açıklamasında kişisel tartışmaları değil, Türk karatesinin ortak geleceğini ön plana koyması, yöneticilik adına önemli bir duruştur.
Artık enerjimizi birbirimizi yıpratmaya değil, dünya ve Avrupa şampiyonları yetiştirmeye harcamalıyız.
Karate, dedikodunun değil disiplinin…
Algının değil gerçeğin…
Kişisel hesapların değil, ortak başarının sporudur.
Benim tercihim nettir.
Türk karatesinin büyümesini isteyenlerle aynı safta dururum.
Birlikten yana dururum.
Emekten yana dururum.
Ve inanıyorum ki Ercüment Taşdemir liderliğindeki Türkiye Karate Federasyonu, sağduyulu yönetim anlayışıyla Türk karatesini daha güçlü yarınlara taşımaya devam edecektir.
Çünkü kazanan kişiler değil, güçlü olduğu sürece daima Türk karatesi olacaktır.
