Hakemlikte mesele kadın ya da erkek olmak değil, mesele düdüğünün efendisi olabilmek.


Vasfi Aşçı
Türk futbolunda VAR’a gitmek çoğu zaman bir tereddüt yolculuğudur. Hakem ekrana gider, döndüğünde karar değişir; sanki sahadaki gözünden çok kulaklıktaki sese güvenilir. Alıştığımız tablo budur. Ama bu kez alışılmış olan bozuldu.
Göztepe–Alanyaspor maçında düdük çalan Asen Albayrak, VAR’dan gelen tüm yönlendirmelere rağmen kararının arkasında durdu. Ve o kısa, net cümleyi kurdu:
“Abi, kararımda kalıyorum… çok basit.”
Bu cümle uzun uzun anlatılacak bir hikâyenin en kısa özetidir aslında. Çünkü bazen kelam uzadıkça mesele bulanır. Ama burada öyle olmadı. Kelam azdı, duruş netti.
Yıllardır ekran başında fikrini değiştiren, baskıyı hisseden, kararını revize eden birçok hakem gördük. Hata yapmaları değil mesele; asıl mesele, kendi kararlarına sahip çıkamamalarıydı. İşte bu yüzden bu tavır, sıradan bir pozisyon değerlendirmesinin çok ötesine geçti.
22 yıl sonra Süper Lig’de bir kadın hakemin sahaya çıkması zaten önemliydi. Lale Orta’dan sonra gelen bu görev, sadece bir atama değildi; bir mesajdı. Ama asıl mesaj, sahada verildi.
Çünkü mesele cinsiyet değil; mesele irade.
Bu sadece futbola da ait değil. Basketbolda, voleybolda, atletizmde, hatta karate tatamisinde… Her branşta aynı gerçek geçerli: Kurallar nettir ama o kuralları uygulayanların karakteri daha da nettir. Baskıya boyun eğmeyen, gördüğünü savunan, kararının arkasında duran herkes bu oyunun gerçek sahibidir.
Sporun en büyük ihtiyacı hatasızlık değil, omurgadır. Çünkü hatalar telafi edilir ama kaybolan güven kolay geri gelmez.
O akşam sahada bir hakem vardı…
Ama aslında tüm spor dünyasına verilmiş sade bir ders izledik:
Fazla söze gerek yok.
Bazen en doğru anlatım, en kısa olandır.
Kelam az…
Duruş yeter.