Bir Genç Gitti, Eşme’nin Sessizliği Kaldı

8 Ağustos 2026 Saat: 12:54
Vasfi AŞÇI
Kartepe Eşme Mahallesi, işte böyle genç bir evladını, Emir Oktay kardeşimizi gözyaşları ve dualarla son yolculuğuna uğurladı.

Vasfi Aşçı

Bazı vedalar vardır, insan ne kadar konuşursa konuşsun eksik kalır…

Bazı acılar vardır, kelimeler o acının yanına bile yaklaşamaz.

Kartepe’nin Eşme Mahallesi’nde geçtiğimiz günlerde işte böyle ağır bir sessizlik vardı. Henüz hayatının baharında, daha 23 yaşında olan Emir Oktay’ı son yolculuğuna uğurlarken, aslında sadece bir genç evladımızı değil; bir ailenin hayallerini, umutlarını ve yarınlarını da toprağa uğurladık.

Emir’in ardından söylenecek çok söz var.

Ama insan böyle zamanlarda hangi cümleyi kursa, yine de yetersiz geliyor.

Çünkü bir evladın ardından konuşmak kolay değil.

Hele ki o evlat daha hayatının başındaysa…

Daha yaşayacağı nice güzel gün, kuracağı nice hayal varken bir anda aramızdan ayrılmışsa, geriye sadece “neden?” sorusu kalıyor.

Emir’i tanıyanların anlattıkları aynı noktada birleşiyor.

Güler yüzlüydü.

Sıcakkanlıydı.

Büyüklerine karşı saygılı, küçüklerine karşı sevgi doluydu.

İnsanlarla arasında mesafe bırakmayan, karşısındaki kim olursa olsun birkaç kelime konuşabilen, samimiyetiyle gönüllerde yer edinen bir gençti.

Belki de bir insanın ardından anlatılabilecek en güzel şey, onun nasıl biri olduğudur.

Emir’in ardından ise güzel sözler söylendi.

Onu tanıyanların yüzündeki hüzün, cenazesinde edilen dualar ve gözyaşları, genç kardeşimizin ne kadar sevildiğini açıkça gösterdi.

Çünkü insan öldüğü gün değil, insanların gönlünden çıktığı gün gerçekten kaybolur.

Emir ise gönüllerden çıkmayacak bir iz bıraktı.


Cenaze namazında, omuz omuza duran insanların yüzlerine baktığınızda aslında bir hayatın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.

Bir tarafta ailesi…

Bir tarafta dostları…

Mahalle büyükleri, arkadaşları, sevenleri…

Ve herkesin dilinde aynı temenni:

“Allah rahmet eylesin.”

Belki de o an söylenebilecek en anlamlı cümle buydu.

Çünkü geride kalanların elinden artık dua etmekten başka bir şey gelmiyor.

Bir annenin evladının ardından gözyaşı dökmesini hangi kelime anlatabilir?

Bir babanın, yıllarca büyüttüğü evladını kendi elleriyle toprağa teslim etmesinin acısını hangi cümle hafifletebilir?

Bazen insanın yüreği susar.

İşte böyle zamanlarda kelimelerin yerini dualar alır.


Emir’in babası Orhan Oktay hocamızın ve ailesinin yaşadığı acıyı düşünmek bile insanın yüreğini burkuyor.

Bir baba için evladının cenazesinde saf tutmak…

Bir annenin, oğlunun ardından son kez bakması…

Bunların tarifi yok.

Bu acının karşısında insanın söyleyecek sözü tükeniyor.

Hayatın bize ne getireceğini bilmiyoruz.

Sabah evimizden çıkarken akşam başımıza ne geleceğini bilmiyoruz.

Yarın için planlar yapıyoruz, hayaller kuruyoruz, sevdiklerimizle güzel günlerin hesabını yapıyoruz.

Ama hayatın son sözü her zaman bize ait olmuyor.

Biz plan yapıyoruz, kader ise hükmünü yazıyor.

İşte insanın en çaresiz kaldığı yer de burası…


Emir daha 23 yaşındaydı.

Belki bir evlat olarak ailesine daha nice güzel günler yaşatacaktı.

Belki yeni hayaller kuracaktı.

Belki yarın başka bir şehirde, başka bir işte, başka bir hayatın peşinden koşacaktı.

Belki yıllar sonra bugünleri hatırlayıp gülümseyecekti.

Ama hiçbirini yaşayamadı.

Hayat bazen bir cümleyi yarım bırakıyor.

Emir’in hayatı da böyle yarım kaldı.

Fakat onun ardından kalan güzel hatıralar, yarım kalan hayatının değil; dolu dolu yaşanmış güzel bir insanlığın işareti olacak.

Çünkü bazı insanlar çok uzun yaşamaz.

Ama kısa ömürlerine çok fazla güzel iz sığdırırlar.

Emir de onlardan biriydi.


Bugün Eşme’de bir evin kapısı daha sessiz.

Bir sandalye boş.

Bir ses eksik.

Bir tebessüm artık sadece hatıralarda.

Belki ailesi günler sonra evin içinde onun sesini duyacakmış gibi olacak.

Belki bir eşyası karşılarına çıktığında gözleri dolacak.

Belki bir fotoğrafına baktıklarında yüzünde o tanıdık gülümsemeyi görecekler.

İşte insanı en çok da bunlar yaralar.

Giden geri gelmiyor.

Ama hatıralar kalıyor.

Ve bazen bir insanın ardından geriye kalan tek teselli de o hatıralar oluyor.


Biz Emir’i geri getiremeyiz.

Ailesinin yüreğindeki acıyı da tamamen dindiremeyiz.

Ama onun adını güzel şekilde yaşatabilir, ailesinin acısına ortak olabilir ve onu dualarımızda anabiliriz.

Belki de geride kalanların yapabileceği en güzel şey budur.

Bir insanı yaşatmanın yolu bazen onun adını anmak, güzel hatıralarını anlatmak ve ardından dua etmektir.

Bugün Emir Oktay aramızda değil.

Ama onun gülüşü, güzel insanlığı ve kendisini tanıyanların hafızasında bıraktığı iz var.

Ve bazı insanlar bedenleriyle aramızdan ayrılır, fakat bıraktıkları iyiliklerle yaşamaya devam ederler.

Emir de Eşme’nin hafızasında böyle kalacak.

Genç yaşında aramızdan ayrılan, arkasında büyük bir özlem bırakan güzel bir insan olarak…

Rabbim Emir Oktay kardeşimize rahmetiyle muamele eylesin.

Mekânı cennet, makamı âli olsun.

Başta babası Orhan Oktay hocamız ve kıymetli ailesi olmak üzere, tüm yakınlarına, dostlarına ve sevenlerine sabır versin.

Bu acının kolay olmadığını biliyoruz.

Ama yine biliyoruz ki bazı yaraları zaman değil, yalnızca sabır ve dua sarıyor.

Eşme bugün bir evladını uğurladı.

Bir aile yüreğinden bir parçayı toprağa verdi.

Dostları bir arkadaşını, sevenleri genç bir kardeşini kaybetti.

Ve biz geride kalanlara sadece dua etmek kaldı.

Güle güle Emir kardeşim…

Kısa ömrüne sığdırdığın güzel hatıraların, senden sonra da insanların gönlünde yaşamaya devam etsin.

Mekânın cennet olsun güzel insan.

 

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız